Seyredeli iki gün oldu; vücudumda yaşamaya devam ediyor film. olay örgüsü tek cümlelik. geri kalanı tamamen karakterin iç dünyası. filmde gördüğümüz her şey, carol'ın iç dünyasına ait. inşaat halinde bir şehir, beton çatlakları, olağanüstü bayağı, yüzeysel insanlar. benliği dağıldıkça bizim gördüğümüz yüzey de dağılmaya, erimeye başlıyor. erime. o kadar tanıdık ki. o kadar içindeyiz ki karakterin, her şey bayağılığıyla tiksinti veriyor, karaktere ne hissediyorsa biz de onu hissediyoruz. cinsellik bu bayalığın en kristalize hali. tek çözüm ölüm ve elbette öldürmekle geliyor.
ama film bununla kalmıyor. carol'ın iç dünyasında koca bir hayatı, dış dünyayı yakaladığı anda onu ters yüz ediyor. dağılma karşılıklı. ayrışamama da öyle.
en son ne zaman bu kadar büyük bir yönetmenlik seyrettim, hatırlamıyorum. minnacık bir andan patlama, kucaklama. dış dünyayla iç dünya arasında bir farkın kalmadığı, kayıtsız kalmanın imkansız olduğu bir şey. bir kez daha polanski.
14 Kasım 2018 Çarşamba
13 Kasım 2018 Salı
1 Mayıs 2018 Salı
18 Ocak 2018 Perşembe
Kaydol:
Yorumlar (Atom)