1 Mart 2017 Çarşamba

incendies - iokaste'nin oedipus'u

oedipus, oğulun hikâyesiydi. oedipus’un annesi ve karısı olan iokaste, bir konumdan, taşıyıcıdan ibaretti. olan biten, onun trajedisi değildi.

oedipus hikâyesi çok anlatıldı. hamlet'ten karamazov'a, shining'den psycho'ya kadar insan olmanın, dünyaya gelmenin, birilerinin veledi olmanın, bunun kaderimiz olmasının, ana karnından ve kucağından; yani cennetten kopmanın, temel yaramızın hikâyesi kurcalandı, yeniden ve yeniden deşildi. ama çok az öyküde insan olmanın bu temel hikâyesi iokaste'ye ait oldu, onun gözünden anlatıldı.

incendies, bunu yapıyor ve büyüklüğünün sebebi de bu. nawal, trajedisini bizzat yüzünde taşıyor ve tıpkı oedipus'un annesiyle evlendiğini öğrendikten sonra gözlerini oyması gibi, o da oğlu tarafından tecavüze uğradığını ve oğlunun çocuklarını doğurduğunu öğrendikten sonra sesini yitiriyor. dahası, yalnızca kendisinin değil, o irin dolu coğrafyanın, acının, kanın ve yaranın ortadoğusunun da trajedisinin bu olduğunu, izlediğimiz öykünün oradaki acıya dair ipuçları taşıdığını ima ediyor film.

ve tüm oedipus hikâyeleri gibi bu da bir yolculuk, bir arayış hikâyesi. oğlunu arayıp da tecavüzcünü bulmanın, kardeşini arayıp da babanı bulmanın, bulmaz olaydım, keşke yalanla yaşasaydım demenin hikâyesi.


trajedide suçlu yoktur. suçlu yoktur, çünkü insan olmak başlı başına bir suç haline gelmiş, iradeyle kader arasındaki sınır ortadan kalkmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder